Pasif Direnme Suç Mu? Kayseri’de Bir Genç Yetişkinin İçsel Çatışması
Başlangıç: Bir Sabah, Bir Karar
Kayseri’nin sabahlarında bir değişiklik var. Sokaklar hâlâ karanlık, ama ben yavaşça güne başlamaya çalışıyorum. Gözlerim uykuya alışık değil, çünkü dün geceyi tam anlamıyla düşündüğüm bir konuda geçiriyorum. Pasif direnme suç mu? Bu soru kafamda dönüp duruyor. Her şey bir gün, iş yerinde sıradan bir durumla başladı. Beni zorlayan bir durumdu; onlardan biri, sürekli bir şeyler bekleyen, sana yüklenen ama hiçbir karşılık görmeyen insanlardan biriydi. Başta sadece sabahları buna odaklanmıştım, ama o sorunun yavaşça zihnime yerleştiğini hissettim. Pasif direnme suç mu?
Bunu düşünürken, sadece bir “hayır” demek yetmiyor. Yavaşça, içinde büyüyen bir öfke ve direnişin yavaşça dışa vurması gibiydi. Ama bunun ne kadar büyük bir suç olduğunu sormak, kafamda bir fırtına yaratmaya yetiyordu. Her şey o kadar karmaşıktı ki. Hani bazen bir şeyin doğruluğuna emin olamazsın ya, işte tam o anda, hem öfke hem de tereddüt iç içe geçmişti. Pasif direnme diye bir şey vardı, ama bu gerçekten suç muydu?
Bir İtirazın Başlangıcı: Kayseri’nin Huzursuz Sokaklarında
O gün işe gitmeden önce sokakta yürürken, her adımda bir sorunun yankısı vardı içimde. Kafamdaki o düşünceleri biraz olsun dışarı atmak, tüm o tereddütleri bir kenara bırakmak istedim. Ama sonra, birine pasif şekilde direnmek, sürekli bir karşı koyma durumu… Gerçekten suç muydu? Kayseri’deki sokaklarda, evimin o kalabalık caddelerinde, bu soruya verdiğim cevaplar her geçen dakika değişiyordu. İçimdeki o kararsızlıkla boğuluyordum. Bir karar verebilmek, doğru bildiğim yolu seçebilmek için her şeyin netleşmesi lazımdı. Ama her düşündüğümde, kararım bir adım daha uzaklaşıyordu. Bazen pasif direnme, bir tür duygusal savunma gibi de hissediliyordu. Ama dışarıdan bakıldığında, “bu doğru değil” diyen sesler artıyordu.
Çalıştığım ofiste, iş arkadaşlarım sürekli bir şeyler talep ederken ben sessiz kalmayı tercih ettim. Her zaman olduğu gibi, bir “hayır” demek yerine susmayı… Ama bir noktada, susmak da pasif bir dirençti, değil mi? İçimdeki itirazlar büyüdükçe büyüdü. İşe gitmek bile daha zor hale geliyordu. Suskunluk, bir çeşit itiraf gibiydi. Ne kadar az tepki verirsen, o kadar anlaşılmazsın. Bu kadar içsel bir tedirginlik içinde olmak, bazen bir çözüm bulmak zor oluyordu. Ya da belki de çözüm, sadece dışarıya yansıyan bir şey değil, içsel bir şeydi. İşte o an, bir soruya yanıt vermek istedim: Pasif direnme suç mu? İçimdeki sesi duydum: “Bunu sen belirleyemezsin.”
Öfke, Hayal Kırıklığı ve Yeniden Başlamak
Bir hafta sonu, Kayseri’nin karanlık bir akşamında bir araya geldik. Ofisteki stres, tüm hafta boyunca birikirken, bu akşam bana dayanılmaz bir şekilde ağır geldi. Bir arkadaşım “Pasif direnme suç mu?” diye sorduğunda, bu soru bana bir tehdit gibi gelmişti. İçimdeki birikmiş duygular, ona patlamamı sağladı. Bir anda, sinirle “Sadece bir insanın üzerinde durduğunda hiçbir şey değişmez” dedim. Bu, benim duygusal pasif direncimin bir itirafıydı. Artık susmak istemiyordum. Ama o an, tam da bunun suç olup olmadığını düşündüm. Susarak direndiğim her an, sadece içimde birikiyordu. Sonunda patladım ve bir şeyler söylendikçe, sanki bir yük kalkıyordu.
İçimdeki o ses, öfkem, kaybolmuş bir umut gibi kayboluyordu. Ama yine de bir şeylerin yanlış olduğunu hissettim. O an içsel bir temizlik yaptım, ama dışarıya nasıl bir etki bırakacağımı bilmedim. O an, belki de hayal kırıklığını yaşadım ama aynı zamanda içsel bir rahatlama da hissettim. Pasif direnmek, bir anlamda her duygunun içinde biriken birikmiş yük gibi… Suskunluğun şiddeti bazen öfkenin kendisinden daha yoğun oluyordu. Ama bu doğru muydu? Hangi yolu seçmeliydim?
Sonuç: Suç ya da Direniş?
Şimdi, birkaç gün sonra bu yazıyı yazarken hala kendimi sorguluyorum. Pasif direnme suç mu? İçsel bir sorgulama yaparken, bu sorunun yalnızca bir davranış biçimi değil, aynı zamanda bir duygu olarak da önemli olduğunu fark ettim. Bazen pasif direnme, sadece sesini çıkarmamak değil, bir tür koruma içgüdüsüdür. İçsel direniş, bazen dışarıya ifade edilemeyen, fakat derinlerde yanan bir ateştir. O soruya bir yanıtım var: Belki suç değil, belki sadece bir ifade biçimidir. Duyguların dışa vurulamayan hali, bazen suç gibi görünebilir. Ama bence, asıl suç, insanın içsel savaşını kimseye anlatamamasıydı.
Sonuç olarak, pasif direnmenin suç olup olmadığı değil, insanın o direncini nasıl ifade ettiği önemli. İçsel çatışmalar, hayal kırıklıkları, bu duyguların her biri bir şekilde silinmeli. Ama bazen, susmak, direnmek kadar güçlüdür. Ve belki de bu dünyada, içindeki sesin sustuğu her an, yeniden bir yol açar.