İzmir’de Bir Sabah ve Evimin Ortasına Kurulan “Kanguru Sorunu” Sabah uyanıyorum. Normalde İzmir sabahları biraz gevşek olur; martı sesi, uzaklardan gelen vapur düdüğü, bir de mahalledeki fırından yayılan o “bugün her şey yolunda olacak” kokusu… Ama o gün hiçbir şey yolunda başlamadı. Çünkü mutfağa girince gördüğüm şey, hayatım boyunca “bunu neden yaşıyorum?” sorusunu en hızlı sorduran sahneydi. Bir kanguru. Evet, bildiğin kanguru. Sandalyemin üstüne oturmuş, sanki kira kontratı varmış gibi rahat. Bir elinde benim sabah kahvesi, diğer elinde… neden çatal var onu hâlâ çözemedim. İç sesim direkt devreye girdi: “Tamam… İzmir tamam da, Avustralya mı olduk biz?” Ve işte o…
Yorum BırakEtiket: deri
Güderi Bez Yıkanır mı? Nesnenin Ruhuna Felsefi Bir Yolculuk Bir filozof olarak gündelik yaşamın basit sorularında bile derin bir anlam ararım. “Güderi bez yıkanır mı?” sorusu ilk bakışta sıradan bir pratik meseledir; ancak aslında varlık, bilgi ve değer arasındaki kadim üçlemin yankılarını taşır. Bir nesnenin özünü koruyarak onu temizlemek mümkün müdür? Ya da daha temelde, temizlik dediğimiz şey, gerçekten kirin giderilmesi midir, yoksa özün kendini yenileme biçimi mi? Güderi, doğanın en narin dokularından biridir. Suya temas ettiğinde biçimini kaybedebilir, fazla temizlikte varlığını yitirebilir. Bu, tıpkı insanın da fazla arınma çabasında kendi doğallığını kaybetmesi gibidir. Öyleyse güderi bezi yıkamak meselesi, yalnızca…
14 Yorum