İzmir’de Bir Sabah ve Evimin Ortasına Kurulan “Kanguru Sorunu”
Sabah uyanıyorum. Normalde İzmir sabahları biraz gevşek olur; martı sesi, uzaklardan gelen vapur düdüğü, bir de mahalledeki fırından yayılan o “bugün her şey yolunda olacak” kokusu…
Ama o gün hiçbir şey yolunda başlamadı.
Çünkü mutfağa girince gördüğüm şey, hayatım boyunca “bunu neden yaşıyorum?” sorusunu en hızlı sorduran sahneydi.
Bir kanguru.
Evet, bildiğin kanguru.
Sandalyemin üstüne oturmuş, sanki kira kontratı varmış gibi rahat. Bir elinde benim sabah kahvesi, diğer elinde… neden çatal var onu hâlâ çözemedim.
İç sesim direkt devreye girdi:
“Tamam… İzmir tamam da, Avustralya mı olduk biz?”
Ve işte o an, zihnimde tek bir soru yankılandı: Kanguru nasıl giderilir?
Önce İnkar Evresi: “Bu Gerçek Olamaz”
İlk refleksim çok Türk işi:
Yok saymak.
Mutfağa geri dönüyorum. Buzdolabını açıyorum. Süt var mı diye bakıyorum. Sanki süt varsa kanguru gitmiş olacak.
Arkamdan bir ses:
— “Selam.”
Donuyorum.
Yavaşça dönüyorum.
Kanguru bana bakıyor.
“Tamam,” diyorum içimden, “bu artık resmi.”
İç sesim ikinci seviyeye geçiyor:
“İzmir’de yaşıyoruz diye bu kadar rahat bir evren kırılması yaşanmazdı…”
Kanguru devam ediyor:
— “Kahve güzelmiş.”
Ben: “O benim sabah hayatta kalma ilacım.”
O: “Artık bizim.”
İşte o anda anladım ki mesele sadece bir hayvan değil. Bu bir “alan ihlali” meselesi.
Kanguru Nasıl Giderilir? (Teorik Olarak Tabii…)
Kendimi mutfak masasına oturtuyorum. Ciddi bir toplantı yapar gibi.
Defter açıyorum.
Başlık:
Kanguru nasıl giderilir?
Altına ilk maddemi yazıyorum:
1. Panik yapılmaz.
Sonra üstünü çiziyorum.
Çünkü panik zaten içimde pik yapmış durumda.
Tam o sırada kanguru salona geçmiş, televizyon kumandasını kurcalıyor.
— “Bu ne?”
— “Kumanda.”
— “Ne işe yarıyor?”
— “Hayatımı kontrol etmeye çalışıyordum ama artık sen aldın gibi…”
İç sesim:
“Bu ev artık bizim değil.”
İkinci Aşama: Mantık Kurmaya Çalışmak
İzmir’de büyümüş biri olarak kriz anında iki seçenek vardır:
1. Çay koymak
2. Durumu mizaha vurmak
Ben ikisini de yapıyorum.
Çay koyuyorum.
Sonra kanguruya bakıp diyorum ki:
— “Bak şimdi… Sen burada uzun vadeli düşünmüyorsun değil mi?”
Kanguru:
— “Ben genelde anı yaşıyorum.”
İç sesim:
“Bu çocuk fazla rahat.”
Sonra Google’a bakar gibi kafamın içinde arama yapıyorum:
Kanguru nasıl giderilir?
Ama sonuç yok. Çünkü beyin bile bu soruya hazırlıklı değil.
Komşu Faktörü: İzmir Gerçeği
Kapı çalınıyor.
Komşu Ayşe Teyze.
Açıyorum.
Gözleri mutfağa kayıyor.
Kanguru tam o sırada buzdolabını açmış.
Ayşe Teyze:
— “Evladım… bu yeni evcil hayvan mı?”
Ben:
— “Yok teyze, ev bizi sahiplendi.”
Kanguru araya giriyor:
— “Ben Avustralya’dan geldim.”
Ayşe Teyze:
— “Bizim apartmana mı?”
İç sesim:
“Bu olay artık toplumsal bir boyuta ulaştı.”
Deneme 1: Mantıklı İkna Yöntemi
Kanguru ile konuşmaya karar veriyorum. Çünkü İzmir’de büyümüş herkes en az bir kez “konuşarak çözeriz” evresine girer.
— “Bak dostum,” diyorum, “burası biraz küçük.”
Kanguru etrafa bakıyor:
— “Bence şirin.”
— “Şirin ama… şey… bizim.”
— “Siz paylaşmayı bilmiyor musunuz?”
Bu cümle beni vuruyor.
İç sesim:
“Bu kanguru psikolojik olarak üstün durumda.”
Deneme 2: Dikkat Dağıtma Operasyonu
Plan:
Kanguruyu dışarı çıkarmak için dikkatini dağıt.
Televizyon açıyorum.
Belgesel çıkıyor.
Kanguru oturuyor.
Ben umutlanıyorum.
Ama belgeselde kangurular çıkıyor.
Ekrandaki kanguru ile evdeki kanguru göz göze geliyor.
Ve evdeki kanguru diyor ki:
— “Akraba.”
Ben:
“Hayır ya…”
İç sesim:
“Yanlış içerik seçimi felaket sonuç doğurabilir.”
Kanguru Nasıl Giderilir? Gerçek Hayata Yaklaşan Teoriler
Artık olay ciddi.
Defterime yeni başlık açıyorum:
Kanguru nasıl giderilir? (acil durum planı)
Altına yazıyorum:
Pencere açılır
Nazikçe yönlendirilir
Panik yapılmaz
İzmir sakinliği korunur
Ama hiçbirini uygulayamıyorum.
Çünkü kanguru şu anda koltukta uzanmış, benim yastığımı kullanıyor.
— “Bu yastık iyiymiş.”
Ben:
— “O benim 25 yıllık travma yastığım.”
Kanguru:
— “Artık bizim.”
İç sesim:
“Bu bir işgal değil, bu bir devralma.”
Beklenmedik Dostluk Evresi
Bir süre sonra garip bir şey oluyor.
Kanguru mutfağa gidip tost yapmaya çalışıyor.
Tost makinesini yanlış kullanıyor.
Ben refleks olarak yardım ediyorum.
— “Bak, böyle değil…”
O an bir sessizlik.
Sonra kanguru:
— “Sen aslında iyi bir insansın.”
Ben:
— “Sen de aslında iyi bir… şeysin.”
İç sesim:
“Bu ilişki nereye gidiyor?”
Son Plan: “İzmir Usulü Çözüm”
Artık mantık yok, sadece İzmir sezgisi var.
Pencereyi açıyorum.
Denizden gelen rüzgâr içeri doluyor.
Kanguru dışarı bakıyor.
Bir süre sessiz kalıyor.
Ben diyorum ki:
— “Bak… dışarısı İzmir. Denizi var, özgürlüğü var, gevşekliği var.”
Kanguru:
— “İçerisi de rahat.”
Ben:
— “Ama kira yok.”
Bu cümle çalışıyor.
Kanguru yavaşça kalkıyor.
Kapıya doğru gidiyor.
Ben umutlanıyorum.
Ama tam çıkarken dönüyor:
— “Bir gün yine uğrarım.”
Ben:
— “Lütfen randevulu gel.”
İç sesim:
“Bu evde hiçbir şey kalıcı değil.”
Kanguru Nasıl Giderilir? Öğrendiklerim
Merhaba Zepa okurları! Bugün sizlerle “Kanguru nasıl giderilir” konusunu ele alacağız.
Kapı kapanıyor.
Sessizlik.
Bir bardak çay alıyorum.
Derin nefes.
Ve düşünüyorum.
Kanguru nasıl giderilir?
Cevap aslında sandığım kadar teknik değilmiş.
Bazen mesele bir şeyi kovmak değil, onunla yaşadığın absürt anıyı anlamlandırmakmış.
Bazen panik, bazen mizah, bazen de sadece “tamam bu da oldu” diyebilmek.
İzmir’de yaşamak zaten biraz böyle değil mi?
Martı girer hayatına, çıkmaz.
Komşu girer hayatına, çıkmaz.
Bazen de… kanguru girer.
Ve çıkarken bile bir şey öğretir.
Mesela şunu:
Hayat her zaman planlı ilerlemez.
Ama bazen en saçma anlar, en çok güldürenler olur.
Ve ben o gün şunu anlıyorum:
Kanguru gitmiş olabilir.
Ama bıraktığı o tuhaf huzursuz kahkaha hâlâ mutfakta dolaşıyor.
“Kanguru nasıl giderilir” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Zepa olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.