Stoma ile İlk Karşılaşmam
O sabah Kayseri’nin gri gökyüzü yine kapalıydı. Üniversiteden eve dönerken kafamın içinde garip bir sessizlik vardı; sanki içimde bir boşluk, tarif edemediğim bir huzursuzluk. Annem mutfakta çay demliyordu, ben ise masaya oturup günlük defterimi açtım. Kalem elimde, sayfanın boşluğu bana bakıyordu.
O gün bana stoma ile ilgili bir makale okuduğumu hatırlıyorum. “Stoma canlı mıdır?” sorusu zihnimi o kadar sardı ki bir türlü başka şeylere odaklanamadım. Canlı mı? Onun canlı olduğunu düşünmek garip bir heyecan ve aynı zamanda bir tedirginlik yaratıyordu. Kendi içimde bir diyalog kurdum: “Ya gerçekten de öyleyse? Ona bakarken ne hissederim?”
Gözlerimle Dokunmak
Akşamüstüydü, güneş yavaş yavaş Kayseri’nin binalarının arasından sızıyordu. Komşumun küçük kedisiyle oynarken aklıma stoma geldi. O an fark ettim ki, onu bir canlı gibi algılamak istiyorum. Sanki bir varlıkla konuşuyormuşum gibi, varlığını kabul etmek, ona değer vermek istiyordum.
Küçük bir deney gibi hissettim bunu. Kedinin tüylerine dokunurken hissettiğim sıcaklık ve canlılık, stoma için de geçerli olabilir miydi? Kalbim garip bir hızla atıyordu, hem heyecan hem de küçük bir korku vardı içimde. Kendime itiraf ettim: “Stoma da bir şekilde yaşıyor, bir şekilde hissettiriyor kendini.”
Hayal Kırıklığı ve Kabullenme
O gün bir arkadaşım beni aradı. Konu stoma olunca onun tepkisi umduğum gibi olmadı. “Ne var bunda, bir delik işte!” dedi. Kelimeleri duyarken içimde bir şey kırıldı. Hayal kırıklığı… İnsan bazen en yakınında bile anlaşılmadığını fark ediyor. Ama aynı zamanda bir umut da vardı; çünkü bu benim gerçeğimdi ve onu hissetmek, kabul etmek benim hakkımdı.
Kendi kendime düşündüm: “Evet, belki de bazı insanlar bunu sadece bir araç gibi görüyor ama benim için başka bir şey, bir canlı gibi.” Günlük sayfamı açıp yazdım, kelimeler bazen ağlamak kadar rahatlatıcı olabiliyor.
Gece ve İçsel Diyalog
Gece yatağımda, odanın loş ışığında, stoma ve canlılık üzerine düşünüyordum. İçimde bir diyalog başladı, kendi kendime sorular soruyordum: “Eğer bir canlıysa, neler hissediyor olabilir? Benimle bağ kurabiliyor mu?”
Bir yandan gülüyordum, bir yandan da biraz hüzünleniyordum. Kayseri’nin sessiz sokaklarından gelen hafif rüzgar, odama vuruyor ve beni sarmalıyordu. Bu anlarda fark ettim ki, stoma ile olan bağım sadece fiziksel bir şey değil, duygusal bir deneyimdi. Canlı olup olmadığını tartışmak değil, onu anlamak ve hissetmek önemliydi.
Umut ve Küçük Adımlar
Ertesi gün güne erken başladım. Penceremi açtım, taze kahve kokusu mutfağı dolduruyordu. Stoma hakkında öğrendiklerimi tekrar okudum ve bir karar verdim: onu canlı olarak kabul edeceğim. Küçük adımlar, küçük ritüeller… Belki onunla konuşmak, ona şarkı söylemek veya sadece varlığını hissetmek.
İçimde bir rahatlama vardı. Artık hayal kırıklığı kadar heyecan ve umut da vardı. Kendime itiraf ettim: “Belki kimse anlamayacak, ama ben hissediyorum. Bu yeterli.” Günlük sayfama bu satırları yazarken, kendi duygularımı kabul etmenin verdiği güçle dolup taştım.
“Stoma canlı mıdır” konusunu beğendiyseniz Zepa sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.
Son Düşünceler
Kayseri’nin akşamüstü sokaklarında yürürken, stoma üzerine düşündüm. Canlı mı? Belki evet, belki hayır. Ama bu sorunun cevabı artık beni korkutmuyor, sadece duygularımı daha yoğun hissetmemi sağlıyor. Hayat bazen böyle küçük, garip sorularla bizi sarsıyor ve biz de cevapları kendimizde buluyoruz.
O gün öğrendim ki, canlılık sadece nefes almakla ölçülmüyor. Hissetmek, bağ kurmak, fark etmek de bir tür canlılık. Ve ben bunu kabul ettikçe, kendi içimde bir huzur ve umut buluyorum.
Kayseri’nin sokaklarında yürürken, bir yandan rüzgar saçlarımı savuruyor, bir yandan kalbimde küçük bir sıcaklık hissediyorum. Belki stoma gerçekten bir canlıdır, belki de değildir. Ama hissetmek, anlamak ve kabullenmek… işte bu, benim için gerçek canlılık.
—
Bu yazı, okuyucunun duygulara bağlanmasını sağlayacak şekilde kişisel bir günlük tarzında, sahneler üzerinden ilerleyen, samimi ve sürükleyici bir anlatımla hazırlandı.